Sürüklendiğim yerlerden bağırıyorum! Umutla

Orjinal Yazı / 13.04.2012

Beni buna sürükleyen siz insanlar’a itaf ediyorum bu yazımı;

Üzülerek söylüyorum ki gerçekleri biraz göz önüne çıkartıp canınızı acıtacağım ama hak ettiğinizden başka bir değeri paha biçmeyeceğim size (benden bu da söz olsun)
Sizden tek istediğim şey düşünüp kendinize bu söylediklerimi hak edip etmediğinizi sormanız.

Bahsetmek istediğin çok şey var, hatta bir liste oluşturacak kadar çok; (kısaltılmış liste)

  • Görgü :  saygi ve incelik kurallari
  • Adap :  görgü ve gelenekler
  • Terbiye (Eğitim) :  küçük yaşta öğrenilmiş davranış şekilleri
  • Ve diğerleri; Zeka, düşünme ve anlama gücü, kültür

Kaybettiğimiz değerlerimiz, görgü kurallarımız, haklarımızın ve bunların bir bir ellerimizden kayıp gitmesini izliyor, harekete geçmiyor olmamız. (Aman Allahım bu ne boş bir yaşam amacı?)

Kaçına sahibiz ki? Kaçını gördüğümüz yerde kovalıyoruz? Kaçına kollarımızı açıp sarılıyoruz? Kaçının önünde dimdik durabiliyoruz? Kaçının arkasına saklanmadan durabiliyoruz? Kaçının peşinden koşabiliyoruz?

Hiç değil mi? Hiç.

Toplum içinde bu başlıklardan hiç birine sahip olmayan çok tanıdığım insan var -içlerinde bulunmak zorunda olduğum- (maalesef ki) bunların uzun vadede ya da anlık olarak bize kaybettirdiği bir çok değer var, kimi değerler geri gelemeyecek kadar büyük. (bence en büyük örneği insanların gözünde kaybedilen saygı)

Başta bilmemiz gerekli ki, yaşadığımız alan kendi içinde (kişiye özel veya toplumsal olarak) 4 parçaya ayrılır: Bunlar

  • Özel Alan ( 0 – 0,5 metre)
  • Kişisel Alan ( 0,5 – 1 m )
  • Sosyal Alan ( 1 – 2,5 m )
  • Genel Alan ( 2,5 m ve üzeri )

Çalıştığımız, yürüdüğümüz, spor yaptığımız, eğitim aldığımız alanlar.. Hepsi farklı kategorilere girebilir, fakat her durumda bireylerin ‘Özel Alan’ları içindeki özgürlüğü kısıtlamak çeşit hırsızlıktır.

Bu alanları 2 parçaya bölersek genel olarak yapmamız gereken şeyler şunlardır:

1) Özel Alan ve Kişisel Alan içerisinde:

Buna dayanarak özel ve kişisel alan içinde kendimize kaldığımız, bize verilmiş bu alanların olduğunun bilincinde olup gerekli özgürlüklerimizi kullanıp ve onları koruyup; başkalarının haklarını bu alanlarının içinde gasp etmeden, etmeye çalışmadan ya da onların haklarını elinden almayarak düzenli bir hayat sürmeliyiz. İkili ilişkiler ve toplumsal olarak uyum sorunlarına çözüm bulmalı, düzen ve görgü kuralları çerçevesinde kalmalıyız.

2) Sosyal Alan ve Genel Alan içerisinde:

Çok da uzun uzadıya anlatılması gereken bir konu değil, 2 kelime ile anlatılabilecek bir konu aslında (tabi ki bilene) yapılması gerekenler; adab-ı muaşeret (âdâb-ı muaşeret) yani muaşeret adabı güzel ‘Türkçe’mizde

“Toplumsal Görgü Kuralları”na dayanarak, bu kuralları bilerek, görerek hareket etmeliyiz. Bu alanları sosyal ve genel alan olduğunu unutmamalı fakat sosyal veya genel alan içindeki bireylerin özgürlük ve haklarını çiğnememeliyiz

Sosyal ve Genel Alan içerisinde bilinmesi uyulması gereken diğer kurallar:
adab-ı münazara: konuşma, tartışma kuralları.
adab-ı umumiye: genel ahlak kuralları.

Peki bu görgü kurallarının, bir eğitimi, bir öğretimi var mı? Eğitimler ne kadar sürüyor? Nerede başlıyor? Ücreti ne kadar? Sertifika veriliyor mu? Eğitim aralarında kahve molaları var mı? (saatlerce süren kesintisiz bir eğitime kimse katılmak istemez)  :)

Zor değil aslında, annelik kavramı tüm bu soruları istediğimiz ve olması gereken şekilde cevaplandırıyor, aile eğitiminde kazanılan görgü (bir araştırma, test olmamasına rağmen gözlemlediğim bir şey bu) çok da kolay şekillerde kaybedilmiyor. Büyük psikolojik, ailevi, sosyal, ekonomik sorunları bu çizginin dışında tutmak gerekir. Ailenin görevi, çocuğuna bu kuralları öğretip uygulamasını sağlatmak olmalıdır.

Ve diğerleri;

Zeka: Bilinçli ya da bilinçsiz, haklarımızın çalındığı bir toplumda zekamızı kullanmıyoruz.

Düşünme Gücü: İçinde bulunduğumuz hal, ne yönlere gidebilir (büyük bir ihtimalle olumsuz) düşünmeden sonunu bilmediğimiz bir yola gözlerimiz bağlı gittiğimizden düşünme gücümüzde yok denilecek durumda.

Anlama Gücü: Toplumun yanlışlarını veya doğrularını; filtre etmeden, ayırmadan her durumu kabul eder durumdayız. Hep düşünmeyip hem de maruz kaldığımız durumdan bir ‘anlam’ çıkartamıyoruz. Anlama gücünden de sınıfta kaldık.

Kültür: Belkide ‘Görgü Kuralları’ nın en büyük ve önemli etkeni bu. Ekonomik ve kültürel seviyenin yükselmesi, bu kuralların çiğnenmesini ya da yok sayılmasını önlüyor. Bu konuda kendimizi geliştirip, “eğitim” konusundaki en büyük açıklığı burada kapatabiliriz.

SONUÇ olarak; Oturmayı, kalkmayı, konuşmayı, hatta susmayı, gülmeyi, yürümeyi, “merdiven çıkmayı” (ki bu sinir halini almama sebebiyet veren olayların belki en başında gelir), yemek yemeyi, toplu taşıma araçlarına binmeyi, araba kullanmayı bilmediğimiz (neredeyse hiç) fakat “öğrenebileceğimiz” bir toplumda yaşıyoruz. Elinizi vicdanınıza koyup, toplumda yer edinebilmek, başarı sağlayabilmek (tabi parayı yanında getiriyor), mutlu olabilmek için bu kuralları öğrenip uygulamasını rica ediyorum, hatta yardım edebileceğim her türlü konu hakkında bana ulaşmanızı istiyorum.

Ahanda Hakkımda ( Yorumlarınızı veya maillerinizi bekliyorum)

Saygı ve sevgilerimle,
K.Göker AKGÜN
(Kusurlarım affolsun.) 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s